Türkiye’de Eğitim Teknolojileri Entegrasyon projeleri: Fatih Projesi ve Düşündürdükleri

FATİH projesi 2011-2012 öğretim yılında 17 ilde 51 okulda    pilot uygulaması başlatılan  ve 2013-2014 yılında tüm okullarda uygulanması planlanan,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda teknoloji kullanımını artırmayı ve eğitimi günümüz şartlarına uyarlamaya çalıştığı  bir projedir. Asıl adından da anlaşılacağı üzere “Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” teknoloji kullanımını daha iyi bir hale getirmek amacıyla tasarlanmıştır. Okullarımızda bilgisayar altyapısı daha önceki projelerle de sağlanmış fakat kullanımı yeterince verimli sonuçlar doğurmamıştır. Bunun nedeni öğretmenlere bilgisayarı derslerine nasıl entegre etmeleri gerektiği ile ilgili bilgilendirme ile ilgili aksaklıklar, sınıf öğrenci mevcutlarının kalabalık olması ve okullarda bilgi öğretim teknolojileri (BİT) odalarının bir tane olması ve bilgisayar teknik desteğinin istenilen düzeyde olmaması olarak açıklanabilir. Bunların üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı’nın da desteğiyle Fatih projesi ile büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Öncelikle okulların teknolojik altyapısını düzenleyip tüm öğrencilere tablet, sınıflara ise LCD ekran, etkileşimli tahta, dizüstü bilgisayar sağlayıp,  bütün okullara internet ağ altyapısını kurmayı hedeflemektedir.

Fatih projesinin Türkiye’de eğitimle ilgili atılan en cesur adımlardan biri olduğu su götürmez bir gerçektir,  ancak bir noktada ‘ Böylesine büyük bir yatırım bu alana yapılmadan önce daha uzun bir planlama süreci yapılabilir miydi?’ sorusu eğitimde teknoloji entegrasyonunu diğer ülkelerdeki aşamalarını izleyen kişilerin aklına gelmiş olabilir. Öncelikle bu tip projeler ülkelerin eğitimle ilgili bakanlıklarının bilgisayar ve öğretim teknolojileri ile ilgili koydukları hedeflere göre yapılmaktadır. Mesela Amerika’daki projeler NETS (National Educational Technology Standarts-Ulusal Eğitim Teknolojileri Standartları) ‘na göre tasarlanmaktadır. Bu standartlar öğretmenlere, okullara ve öğrencilere göre ayrı ayrı tasarlanıp okullar tarafından benimsenmiştir. Bu standartlarda belirtilen hedefleri gerçekleştirmek üzere projeler yürütülmektedir. 1-1 laptop Project olarak adlandırılan öğrencilerin bireysel laptoplarının kullanıldığı projeler pek çok okulda uygulanmaktadır, okullar BYOD (Bring your own device-kendi cihazinı kendin getir) gibi öğrencilere ve okula da esneklik sağlayabilmekte, asıl hedefin bu teknolojik aletleri kullanarak (laptop, tablet veya pc’lerin) derslerin verimliliğini artırmak olduğu görülmektedir. Uygulama örneklerine bakıldığında ise öğretmenlerin kendi derslerinin doğasına göre Web 2.0 araçlarını ve mobil uygulamaları kullanarak ders içerikleri geliştirdikleri görülmektedir. Bir ilkokulda sosyal bilgiler öğretmeni öğrencilerine Webquest’ler hazırlıyarak onların bir konuyu araştırmalarına yardım ederken, bir edebiyat öğretmeni bir sınıf bloğu açarak öğrencilerin yazılarının gerçek okuyucuya ulaşmalarını sağlayabiliyor. Okulların web sayfalarında teknoloji ve internet kullanımı ile ilgili hem velileri hem de öğrencileri ilgilendiren sözleşmeler bulunuyor. Böylelikle öğrenciler teknolojiyi daha güvenli bir şekilde kullanabiliyorlar. Genelde ‘School Technology Policy – Okul teknoloji Politikası olarak adlandırılan bu tip sözleşmeler hem öğrencilere ‘dijital vatandaşlık’ kurallarını hatırlatırken, velilere de öğrencilerin internete bağlanırken maruz kalabilecekleri tehlikelerle  ve bunlardan nasıl korunması gerektiğiyle ilgili detaylı bilgiler veriliyor. Güvenlik konusu Amerika’daki okulların en önem verdikleri konuların başında geliyor. Nasıl ki insanlar bir eve yerleştikten sonra ilk iş olarak kapının kilidini değiştirip çeşitli önlemler alıyorsa ,teknoloji kullanırken de ilkönce güvenlik sağlanıp daha sonra kullanılmaya başlanıyor. Öğrencilerin kendi davranışlarıyla ilgili sorumluluklar alması ve velinin bundan haberdar edilmesi beraberinde bilinçli bir teknoloji kullanımını getiriyor. Okulların kuralların bozulduğunda uyguladığı cezalar ise oldukça caydırıcı oluyor.

Yukarıda sayılan nedenlerden ötürü Fatih projesinin geri planında düşünülmesi gereken pek çok nokta bulunmakta. Biz teknoloji ile ilgili eğitim standartlarımızın tam belirlenmemesinin yanı  eğitim sistemimizde köklü  değişikliklerin yapıldığını görmekteyiz. İlk-Orta-lise öğretimdeki son değişiklik,  4+4+4  sisteminin getirilmesi, SBS sınavlarının kaldırılması, üniversiteye giriş sisteminin değişmesi  buna örnek olarak verilebilir. Bizim ise öncelikle eğitim sistemimizin oturmasına ihtiyacımız var. Yeni fikirler, değişiklikler yerine sadece eğitimdeki yeniliklerin müfredata entegrasyonunun sağlanması gerekir. Dünyada başarılı okullara baktığımızda bu okulların çok eski olduklarını, kadrolarında ve eğitim sistemlerinde köklü değişikliklere gitmediklerini,  bu nedenle öğrencilerinin başarılı olduklarını görmekteyiz.

 

Tartışılmayan en önemli konulardan bir diğeri ise teknoloji entegrasyonun uygulayıcısı olacak öğretmenler. Daha önceki yapılmış çalışmalara bakıldığında pek çok öğretmenin teknolojiyi kullanmamasının arkasında  bilgisayar bilgilerini yetersiz bulmaları, bilgisayar kullanımna yönelik tutumlarının düşük olması ve okullardaki teknik desteğin az olması gibi nedenler görülmektedir. Bu alanda yapılmış araştırmalar incelenip, Fatih projesinin ilk aşamasının öğretmen yetiştiren kurumlarımızda olması daha iyi olabilirdi. Eğitim fakültelerinde tüm branşlarda teknoloji entegrasyonu ile ilgili dersler olmalı, sadece Bilgisayar program kullanımı ve uygulaması az olan dersler yerine öğretmen adaylarına bigisayar bilgilerini verirken derslere entegrasyonu ile ilgili uygulamalar yaptırılmalı. Mishra’nın  ‘Tecnological Pedagogical Content Knowledge –TPCK’ olarak adlandırdığı ve kısaca öğretmenlerin teknolojik bir uygulamayı derslerine nasıl uygulayacakları bilgisinin verilmesi son derece önemlidir. Yani öğretmen teknolojiyi ne zaman kullanması gerektiğini değil, kullanmaması gerektiğini de bilmelidir.

Fatih projesinin başladığını ve bir hizmet içi eğitim grubunun olduğunu da düşünürsek bu eğitimin tüm öğretmenlere ulaşması gerekmekte. Teknoloji kullanımı sadece ders kitaplarının bir tablet içerisinde öğrencilere animasyonlarla uygulanması değil, aynı zamanda uygun web araçlarının da kullanılarak öğrencilere dersler verilmesi ve öğrencilerin  işbirlikçi ortamlarda yaratıcılıklarının  geliştirilmesidir. Kendine güvenen ve hayatboyu öğrenme becerilerini edinen öğrenci hangi yaşa gelirse gelsin öğrenmeye devam edecek ve yararlı projeler üretecektir.

 

 

 

 

Article written by

Please comment with your real name using good manners.

Leave a Reply

In an effort to prevent automatic filling, you should perform a task displayed below.